is this just kitsch is this just kitsch ikinci kuşak yazar / 26 temmuz 2017, çarşamba 21:58
42 entry 15 başlık 0 takip eden 0 takip edilen
#4898
an itibari ile hali ahvali, anadolu takımından büyük umutlarla transfer edilmiş tabata'dan öteye geçmeyen, hayal kırıklığının kodlanmış hali. sarı umuttur dedik geldik, kitleyi tecrübe edince yanaklarımız al, al oldu.
demek ki neymiş birkaç yazar ile haşır neşir olup "reklam yapsana bizim, hı ne dersin?" demek pek yeğ değilmiş. sol şerit an itibari ile feveran halinde, yönetim ağlıyor. ben ise pılımı pırtımı toplayıp defolup gidiyorum.
#4752
sıradanlaştırmak. evet, kadın erkeğin gözünde ne kadar sıradanlaşırsa, yaşam alanı o denli artar. ne "gözler üzerimde" diye gerilim yaşar, ne de "gözler üzerimde olmalı" diye kaygı yaşar. saf sevgi, sadakat vermek modern çağ kadınlarını pek paklamıyor, olumsuzu isteme, zor koşula şartlanma hasebiyle erkekler arasında "piç erkek" olarak tanımlanan formlara kayma oluyor. bu nedenle kadınlar ikonalaştırılmamalı.
#4593
sözlüğe her girdiğimde sağ blokta karşıma çıkan video ile kendini hatırlatan elim hadise.
allah'a inancını henüz yitirmemiş bir mümin konu başlığı içerisine tuvalet kağıdı virali olduğuna inandıracak bir giri ile birlikte minik bir video atarsa, kendisinin kırk yıl duacısı olurum.
#4591
blow your mind klibini izleyip nereden sallayabilirim, nasıl gömebilirim gibi paradokslar içerisine girdiğim hatta klibin ucu açık bir şekilde eşcinselliğe vurgu yaptığına kanaat getirmeye yeltendiğim esnada kendimi ''muaaah'' falan yaparken bulmamla, ritme kapılarak yermeyi bir kenara bıraktığım hatun kişi.
#4590
ilmi bir teori olup, kanıtlandığı takdirde taraflı kişilerce ayetlerle telif edilmesi muhtemeldir.
bunu ben değil hüseyin cisri adlı bir islam alimi söylüyor.
evrim teorisi de -deneysel olarak iddiaları gerçekleştirme imkanı olmadığı için- en az islam kadar bilimselliğe uzaktır. bunun için ortada üzülmeye veya inatlaşmaya değecek bir durum yoktur.
neticede insanın evrim yoluyla varlığına kavuşmuş olması durumunda da, yine bu evrimi yaratan güç, islami bakış açısından rahatlıkla tanrı olarak kabul edilebilir.
#4577
toplum nezdinde saygı duyulan ve yakın çevresi tarafından da gıpta edilen bir erkek olması ve tanımın bunu içermesi gerekiyorsa da, bizlerin godaman, bu ve benzeri mal varlığı ile hayat kıstası yapanların ise saygın olarak tanımladığı kişi/kişiler.
bu klasmana dahil olanların ömrü hayatını tek bir resim sergisi, tek bir müze ve en kötüsü herhangi bir kalburüstü kitabın tek bir sayfasını dahi okumamış, tecrübe etmemiş olması ise bambaşka bir yara olsa gerek.
louvre müzesinden selamlar, godamanlar ölsün.
#4571
şahsi görüşüm facebook, twitter ve türevi sosyal ağların ekseninde yetiştirilmiş kodlama dilinin basite indirgenmesi yönünde. profil fotoğrafları cins, karakter ve yazarlara ait bilumum detayları açığa çıkardığı gibi sözlük içerisinde etkileşim yönlenmesini de oldukça bariz bir şekilde etkiliyor.
profil fotoğraflarının kaldırılması yanında m.sarisozluk.com gibi ben ve tahminimce bir çok yazarın faydalanabileceği bir mobil site geliştirilmesi, bildirim ve diğer tüm etkinliklere bakması oldukça zor ve yazım için ekstra sorunlar üretebiliyor.
#4569
tutar ile ilgili söylemde bulunmak abesle iştigal olur bana kalırsa.
türkiye ve dünya üzerinde türk futbolu dendiğinde akla gelen birkaç isimden biri için ''işsizlik maaşı''nın konusu açılıyorsa burada yönetimsel ve hatta kişisel, karakteristik bir problem olduğu aşikar.
o yüzden ben tutara hiç değinmeden fatih terim'in kültürüne aşina olduğu galatasaray'ın ve galatasaray lisesi'nin müdürlerinden de olan harikulade bir zatın, kendisi kadar şahane şiirini paylaşacağım.
ne diyor o harikulade zat.

bu sofracık, efendiler - ki iltikaama muntazır
huzurunuzda titriyor - bu milletin hayatıdır;
bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazır!
fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
gurur-ı ihtişamı var, sürur-ı intikaamı var.
bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak...

yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!

(bkz: tevfik fikret)
#4568
irlanda ve bask asıllı arjantinli devrimci, lider ve doktor. gerçek adı ernesto guevara de la serna'dır. fidel castro'yla birlikte bugünün küba'sını kurmuştur.14 haziran 1928'de rosario, arjantin'de dünyaya geldi. doğum tarihi bazı kaynaklarda 14 mayıs şeklinde geçmekteydi. yüksek mühendis olan babası ernesto guevara lynch, irlanda asıllıydı, annesi clia dela serna'nın ailesi ise irlanda ve ispanya kökenliydi. henüz iki yaşındayken astım krizi geçiren che, hayatı boyunca bu hastalıkla yaşayacaktı. guevara ailesi, che 3 yaşındayken, buenos aires'e yerleşmişler, ancak astım krizlerinden dolayı che'nin durumu daha da kötüleşince doktorların tavsiyesiyle cordoba'ya taşınmaya karar vermişlerdi. çünkü tedavisi güç olan hastalığının iklim koşullarıyla yakın ilişkisi vardı. politik eğilimleri itibariyle sola açık liberal olarak tanınan guevara'nın ailesi, ispanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemişlerdi. ekonomik anlamda durumu iyi olan aile zaman içinde maddi sıkıntılar yaşamaya başladı. eğitim bakanlığına bağlı dean funes lisesi'ne devam eden guevara, hastalığına rağmen hareketli bir çocukluk geçirdi. zira oldukça başarılı bir atlet ve dinamik bir rughby oyuncusuydu. agresif bir oyun tarzı olduğu için azgın anlamına gelen "el furibundo" sözcüğüyle annesinin soyadından oluşan "fuser" lakabıyla anılan che, o dönem babasından satranç oynamayı da öğrendi. 12 yaşından itibaren yerel turnuvalara katılmaya başlayan che, ergenlik yıllarında da şiir ve edebiyatla ilgilendi. özellikle pablo neruda'nın şiirlerini çok seven che'nin kelimelerle ilişkisi hayatı boyunca iyi olacak, kendisi de şiirler yazacaktı. kendini geliştirmek için jack london'dan jules verne'e, sigismund schlomo freud 'dan bertrand russell'e kadar kendi alanında başarılı birçok önemli ismin eserlerini okuyan che, fotoğrafçılıkla da ilgileniyordu. kamerasını yanından ayırmıyor, insanları, gördüğü yerleri ve arkeolojik alanları fotoğraflıyordu. okulda ingilizce eğitim yapılırken, annesinden de fransızca öğrenen che, neruda kadar baudelaire'i de çok seviyordu. 1944 yılında yeniden buenos aieres'e taşınan guevara ailesinin maddi durumu iyice bozulmuş, che çalışmaya başlamıştı. 1948'de buenos aieres üniversitesi tıp fakültesi'ndeki eğitimine başlayan che, öğrenciliği boyunca latin amerika'da uzun yolculuklara çıktı. fakültedeki ilk yıllarında arjantin'in kuzey ve batı bölgelerini dolaşıp, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve bazı hastalıklar üzerine çalışmalar yaptı.
1951'de eski arkadaşı biyokimyager alberto granado, yıllardır konuştukları güney amerika seyahati için tıp eğitimine bir yıl ara vermesini önerince, ikili kısa süre sonra, "la poderosa ii'' (güçlü ii) adını verdikleri 500 cc.lik 1939 model norton marka motosikletle alta gracia'dan yola çıktı. peru'da amazon nehri kıyısındaki san pablo cüzzam kolonisinde gönüllü olarak birkaç hafta geçirmeyi düşünen granado ve guevara, tur boyunca latin amerika'nın köylülerini yakından tanıma fırsatı bulmuşlardı. guevara'ya göre, latin amerika'nın ayrı uluslardan oluşan bir karma yapı olması, ülkeler arasındaki eşitsizliği arttırıyor, gücün bölünmesine neden oluyordu, bu yüzden kıta çapında gerçekleştirilecek bir stratejiyle latin amerika tek vücut olmalıydı. sınırları olmayan ve tek bir kültürle bağlanmış birleşik iber-amerika'nın hayalini kurmaya başlayan guevara'nın bu düşünceleri sonraki devrimleri için çıkış noktası olacaktı. arjantin'e döner dönmez hayallerini gerçekleştirmek için tıp fakültesindeki eğitimini bir an önce bitirmeye çalışan che, 1953 yılının mart ayında mezun oldu ve 12 haziran'da diplomasını aldı.
güney ve orta amerika'da kaldığı yerden gezilerine devam edebilmek için 7 temmuz 1953'te yola çıkan guevara, venezuella'daki cüzzam kolonisinde çalışacaktı. önce peru'ya uğrayan che, orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi. ceza süresi dolduktan sonra ekvator'da bir kaç gün kalan guevara, burada hayatının dönüm noktalarından biri olacak tarihi bir tanışma yaşadı. ricardo rojo adındaki avukatla karşılaştıktan sonra, venezulla'ya gitmekten vazgeçip, rojo ile birlikte guetamala'nın yolunu tuttu. o sıralarda hükümetin başındaki başkan jacobo arbenz guzmán özellikle toprak reformu ile ilgili bir toplumsal devrim yapmaya çalışıyordu, ancak arbenz sağcı bir darbe ile devrildi. guevara bunun üzerine arjantin büyük elçiliğine sığındı. ihtilalcilerin safhına katılan guevara bir süre sonra tutuklanarak elçilik binasından çıkarıldı. guatemala'da bir çok kübalı sürgün ve fidel castro'nun kardeşi raul castro ile tanışan che, guetamala'da kalması tehlikeli bir durum alınca meksika'ya gitti. arbenz hükümetinin cia destekli bir darbeyle devrilmesi, guevara'nın amerika birleşik devletleri'nin emperyalist bir güç olduğuna dair görüşlerini güçlendirdi. bu arada küba'daki mahkumiyeti sona erdikten sonra serbest bırakılan fidel castro da meksika'ya gelmişti ve raul, guevara'yı 8 temmuz 1955'te fidel castro ile tanıştırdı. castro ile aynı düşünceleri paylaşan guevara, onun gerçek bir devrim lideri olduğuna kanaat getirerek küba diktatörü fulgencio batista'yı devirmek için kurulan "26 temmuz hareketi''ne katıldı. grupta doktor olarak görev yapmasına karar verildiyse de hareketin diğer üyeleriyle askerî eğitime katıldı. eğitmeni olan albay alberto bayo tarafından en göze çarpan öğrenci olarak nitelendirilen guevara, 18 ağustos 1955'te guetamala'dan gelen sevgilisi gadea ile evlendi ve bir yıl sonra 15 şubat'ta kızları hilda beatriz dünyaya geldi. 25 kasım 1956'da tuxpan, veracruz'dan yola çıkan granma gemisine küba'ya gitmek üzere binen guevara, karaya çıkar çıkmaz batista'nın askerlerinin saldırısına uğradı. guevara, bu çatışmada kaçan bir askerin düşürdüğü cephaneyi almak için tıbbî malzeme çantasını bırakmak zorunda kalmıştı ve o ân doktordan savaşçıya dönüştüğü an olarak guevara'nın hafızasına kazındı. bu olaydan sonra sierra maestra dağlarına saklanan che, batista rejimine karşı giriştiği gerilla savaşlarında gösterdiği cesaretle isyancılar arasında lider olarak görülmeye başladı ve comandante olarak adlandırıldı. 1958 aralığında devrimin en önemli olaylarından olan santa clara'ya saldıran "intihar timi"ni yöneten guevara, 7 şubat 1959'da zafer kazanan hükümet tarafından "doğuştan küba vatandaşı'' ilan edildi. bu arada gadea ile evliliğini resmen sona erdirmek için boşanma işlemlerine başlayan che, 2 haziran 1959'da, kendisi gibi 26 temmuz hareketi'nin üyesi olan aleida march ile evlendi.
6 ay boyunca la cabaña hapishanesinin komutanlığına atanan ve görevi esnasında batista rejiminin memurlarının, brac gizli servis mensuplarının, savaş suçlusu olduğu iddia edilenlerin ve siyasî muhaliflerin yargılanması ve infazından sorumlu olan guevara, time dergisine göre yargılamalarında adil değildi. sonrasında ulusal toprak reformu enstitüsü'nde önemli bir göreve gelen ardından küba merkez bankası'nın başkanlığına atanan che, küba'dan diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere yardım etti ama bunların tümü başarısızlıkla sonuçlandı. 1960 yılında "la coubre'' isimli silah gemisinin patlamasında yaralanan kurbanlara yardım eden guevara, bir süre sonra sanayi bakanı oldu. küba sosyalizminin gelişmesinde büyük önemi olan guevara, ülkenin önde gelen kişilerinden biriydi. 1961 yılında gerçekleşen domuzlar körfezi işgali'nde castro'nun emriyle küba'nın en batısındaki pinar del rio eyaletindeki bir kuvvetin başına geçen guevara burada sahte çıkarma kuvvetini püskürttü. bir yıl sonra ortaya çıkan küba füze krizi'nde kilit rol oynayan guevara, 1964'te birleşmiş milletler'in davetlisi olarak küba'yı temsilen new york'a gitti. cbs televizyonunda yayınlanan face the nation isimli programa çıkan, abd senatörü eugene mccarthy'nin yanı sıra malcolm x'in çalışma arkadaşları ve kanadalı radikal michelle duclos'la görüşen guevara, 17 aralık'ta paris'e uçarak üç aylık uluslararası bir tura çıktı. bu gezi sırasında çin halk cumhuriyeti, birleşik arap cumhuriyeti, mısır, cezayir, gana, gine, mali, dahomey, kongo-brazzaville ve tanzanya'yı dolaşan lider, 24 şubat 1965'te cezayir'de, uluslararası sahnede son görünüşü olacak olan "ikinci afrika-asya ekonomik dayanışma semineri"ndeki konuşmasını yaptı. guevara, 14 mart'ta küba'ya döndüğünde havana havaalanında fidel ve raúl castro, osvaldo dorticós ve carlos rafael rodríguez tarafından sade bir törenle karşılandı.ancak iki hafta sonra kamu hayatından çekilen lider, bir anda tamamen ortadan kaybolmuştu. castro'nun sağ kolu olan guevara'nın, bu gizemli kayboluşuna uzun süre anlam verilememekle birlikte farklı sebepler de öne sürüldü. zira sanayi bakanıyken savunduğu sanayileşme projesinin görece başarısızlığı, ekonomik konularda castro ile arasındaki görüş ayrılıkları ve castro'nun guevara'nın gücünden rahatsız olması bunlardan birkaçıydı. guevara'nın castro'ya gidiş nedenini açıklamadığı ve oldukça basit bir üslupla yazmış olduğu mektup da çoğu kişinin şaşırtıcı bulduğu bir durumdu .
guevara'nın görüşleri çin komünist partisi tarafından açıklanan görüşlerle benzeşiyordu ve bu durum ekonomisi gittikçe sovyetler birliği'ne daha da bağımlılaşmakta olan küba için büyüyen bir sorun olmuştu. küba'nın batılı gözlemcileri, guevara'nın sovyet koşullarına ve önerilerine karşı çıkmasına rağmen castro'nun kabul etmek zorunda kalmasını ortadan kaybolmasına neden olarak gösteriyorlardı. oysa ki guevara ve castro, sovyetler birliği ve çin'in de bulunduğu birleşik cepheyi destekliyorlardı. sovyet lideri kruşçev'in castro'ya danışmadan küba'dan füzeleri çekmeyi onaylamasını ihanet olarak gören guevara, kuzey yarımküre'yi, batıda abd ve doğuda sscb liderliğinde, güney yarımküre'nin sömürücüsü olarak gördüğünü belirmişti. guevara, vietnam savaşı sırasında komünist kuzey vietnam'ı desteklemişti ve gelişmekte olan ülkelerin halklarını silahlanmaları konusunda teşvik etmişti. guevara'nın kayboluşuyla ilgili olarak soru işaretleri ve yapılan spekülasyonlar artmıştı. tüm bunların baskısıyla castro, 16 haziran 1965'te yaptığı açıklamada guevara'nın bilgisi dışında nerede olduğu konusunda yorum yapılamayacağını söyledi. aynı yılın 3 ekim'inde castro, guevara'nın kendisine yazdığı tarihsiz mektubu açıkladı. mektupta guevara, küba devrimine bağlı olduğunu ancak yabancı topraklarda savaşmak için küba'dan ayrılma niyetini bildiriyordu. dünyadaki diğer ulusların kendisini devrim için savaşmak üzere çağırdıklarını belirten guevara, ayrıca hükümet, parti ve ordu içindeki tüm görevlerinden istifa ettiğini ve küba vatandaşlığından vazgeçtiğini de mektubuna eklemişti. 1 kasım 1965'de castro'yla yapılan röportajda, küba lideri, guevara'nın öldüğüne dair söylentileri reddedip, nerede olduğunu bildiğini açıkladı. castro ve guevara'nın planları vardı. zira 14 mart 1965'te ikili sahara çölü altındaki bölgede küba'nın ilk askerî operasyonunu guevara'nın yönetmesi konusunda anlaşmışlardı. daha sonra castro'nun da doğrulayacağı bir görüşe göre, latin amerika ülkelerindeki koşulların focos gerilla çekirdeklerinin kurulması için henüz uygun olmadığını düşündüğü için castro, bu eyleme girmesi için guevara'yı ikna etmişti. dönemin cezayir devlet başkanı ahmed bin bella ise afrika'da hüküm süren durumun büyük devrim potansiyeline sahip görünmesinin che'de afrika'nın emperyalizmin zayıf halkası olduğu düşüncesini oluşturduğunu ve bu yüzden afrika için çaba harcamak istediğini belirtmişti. kongo-kinşasa'daki patrice lumumba yanlısı marksist simba hareketinin desteklenmesi ile sürdürülecek olan küba operasyonunda guevara bir süre gerilla lideri laurent-désiré kabila ile çalıştı. daha sonra kabila'ya yeterince inanmadığı için ittifakları bozuldu. o dönemde 37 yaşında olan guevara, resmi askeri eğitimden geçmemesine rağmen oldukça deneyimli bir savaşçıydı. astım hastalığı da guevara'yı fazla zorluyor görünmüyordu.
amacı küba devrimi'ni ihraç etmek olan guevara, yerel simba savaşaçılarına komünist ideolojiyi ve gerilla savaşını öğretiyordu. ancak güney afrikalı paralı askerler ve kübalı sürgünler kongo ordusuyla birlikte guevara için sıkıntı yaratan bir ittifak içindeydiler. bu yüzden kongo'daki devrim planı gerçekleştirilemedi. guevara buna sebep olarak yerli kongo kuvvetlerinin yeteneksizliğini ve kendi aralarındaki sürtüşmeyi göstermişti. kongo'da kalıp tek başına savaşmayı düşünen guevara, silah arkadaşları ve castro'nun gönderdiği iki memurun ikna etmesi sonucu kongo'dan ayrılmayı kabul etti. ancak dünyanın diğer bölgelerindeki devrimlere kendini adamak için küba ile olan tüm bağlantılarını kopardığını yazdığı mektubun castro tarafından kamuoyuna açıklanması yüzünden küba'ya geri dönmeyi gururuna yediremeyen guevara, altı ay boyunca darüsselam, prag ve alman demokratik cumhuriyeti'nde saklandı. bu süreç içinde kongo deneyimiyle ilgili anılarını kaleme aldı, ayrıca biri felsefe diğeri ekonomi üzerine olan 2 kitabının taslaklarını yazdı. castro che'yi küba'ya geri dönmesi konusunda zorlasa da, guevara, dönüşünün geçici olacağı ve adadaki varlığının sır olarak kalacağı koşuluyla bunu kabul etti. zira latin amerika'da yeni bir devrim hazırlığındaydı.
tüm hazırlıklarını büyük bir gizlilik içinde yürüten guevara'yla ilgili olarak 1 mayıs 1967'de silahlı kuvvetler bakan vekili bnb. juan almeida, latin amerika'da devrime hizmet etmekte olduğunu duyurmuştu. zira guevara, bolivya'da gerillaların başındaydı. castro, guevara tarafından eğitim alanı olarak kullanılması için, yerli bolivya komünistleri tarafından ñancahuazú bölgesindeki arazinin satın alınmasını istemişti. ancak kamptaki eğitim, çarpışmadan daha tehlikeli olmuş ve bir gerilla ordusu oluşturma yolunda pek başarılı olunamamıştı. guevara'nın ana ajanı olarak çalışan haydée tamara bunke bider'in daha sonra bolivyalı yetkilileri guevara'nın izini bulmaya yönlendirdiği için bilmeden sovyet çıkarlarına hizmet ettiği ortaya çıkacaktı.
guevara ve askerleri bolivya ordusu'yla 1967'de ilk kez çatıştıklarında geriye bıraktıkları fotoğraflar che'nin bolivya'da olduğunu kanıtlar nitelikte olmuştu. fotoğrafları gören bolivya devlet başkanı rené barrientos, che'nin bir an önce yakalanması için emir vermişti. yaklaşık elli kişiden oluşan ve eln (ejército de liberación nacional de bolivia) adı verilen ordusuyla bolivya güçlerine karşı başarı elde eden guevara, liderlerden birini de öldürmüştü. savaşın ortasında bile insancıl özelliklerinden vazgeçmeyen guevara, yakaladıkları yaralı bolivyalı askerlere tıbbi yardımda bulunmayı talep etmiş ancak bu önerisi sorumlu bolivyalı subay tarafından geri çevrilmişti. guevara'nın bolivya'da devrim başlatma planlarından, yanlış anlaşılmalar, uzlaşma yanlısı olmayan muhalif kişiliği ve kongo'da olduğu gibi bolivya'da da yerel liderlerle başarılı işbirliği geliştirememesi yüzünden istenen sonuçlar alınamamıştı.
guevara'nın gerilla kampının yeri bir muhbir tarafından bolivya özel harekât birliği'ne bildirilince 8 ekim'de kamp kuşatıldı. quebrada del yuro kanyonunda simeón cuba sarabia ile birlikte devriye gezerken yakalanan guevara, ayaklarından yaralandıktan ve silahı bir mermiyle harap edildikten sonra teslim olmak zorunda kaldı. tabancasında açıklanamaz bir şekilde şarjör bulunmayan guevara, yakalandığı sırada orada bulunan askerlere göre
ateş etmeyin! ben che guevara'yım ve canlı olarak daha değerliyim
demişti. barrientos guevara'nın yakalandığını öğrenir öğrenmez öldürülmesini emretmiş, guevara yakın bir köy olan la higuera'daki bir okula götürülmüş ve geceyi orada geçirdikten sonra, ertesi gün öğleden sonra öldürülmüştü. bazı kaynaklara göre che'nin infazından sorumlu çavuş mario terán aşırı derecede heyecanlandığı için bilinçli bir şekilde ateş edememiş, che'yi öldüren merminin kim tarafından ateşlendiği asla bilinenemiştir. çarpışmada öldüğü izlenimi vermek, yüzünün tanınır durumda olduğunu sağlamak için ayaklarına defalarca ateş edilerek öldüren che guevara'nın cesedi bir helikopterin iniş takımlarına sıkıca bağlanmış ve yakınlardaki vallegrande'ye götürülmüştü. cesedi bir küvetin içinde basına gösterildikten sonra, askeri bir doktor tarafından elleri kesilen che'nin cesedinin akıbeti bilinememekteydi. zira gömüldüğünü söyleyen görüşlerin yanı sıra yakılmış olduğuna dair de spekülasyonlar vardı. guevara'yı ve bolivya'daki faaliyetlerini yakın takibe alan kişi félix rodríguez adındaki cia ajanıydı. rodríguez guevara'nın saatini ve diğer kişisel eşyalarını almıştı ve sonraki yıllarda bunları röportaj yaptığı gazetecilere gösterdi. bu eşyaların bir kısmı halen cia'de sergilenmektedir.
guevara'nın öldüğünü 15 ekim'de tüm küba'ya duyuran fidel castro, ülkesinde üç günlük yas ilan etti.1997 yılında guevara'nın elleri olmayan cesedinden kalan kemikler bir uçak pistinin altından kazılarak çıkarıldı, dna testiyle kimliği tespit edilerek küba'ya geri getirildi. 17 ekim 1997'de cesedinden kalanlar, bolivya'daki harekatta birlikte savaştığı 6 askerle birlikte, küba devrimi'ni gerçekleştirdiği santa clara'da özel olarak hazırlanmış anıt mezara askerî törenle gömüldü.
#3591
yaklaşık otuzbeş milyonluk erkek popülasyonlarını inceledikten sonra varılması gereken istatistiki veri. soy ağacımız, slav ülkelerine dayanmadığından bir takım özelliklere hasıl olmadığımız aşikar. türk erkeğinin çirkin olması bir yana iklimsel, coğrafi etkenler dahi yapı olarak görselliğe etki etmekte. güzellikte pek tabi göreceli bir kavram fakat 40 yıllık akşamcı göbeğine sahip, römork kalçalı türk kadınının, erkeğe ait olmayan özellikler üzerinden eleştiride bulunması da hayli komik. bakınız genlerimiz;

türk erkeği= (orta asya türkleri + balkan türkleri + güney ve doğu anadolu ırkları + karadeniz rumları) x akraba evliliği
orta asya türkleri: kısa boylu, tıknaz, boyunsuz, büyük el ve ayaklı, bol kıllı (bozkırda soğuktan korunmak için), hayatının büyük kısmını at üzerinde avlanarak ya da savaşarak geçiren bir toplum.
güney ve doğu anadolu ırkları: arap, süryani ve kürtlerden oluşan bir karışımdır. akıllardaki melez ırkın güzelliği ne yazık ki bu ırkta gözlemlenemez. başlıca nedeni akraba evlilikleri sonucu genetik düzenin bozulmasıdır. ayrıca akraba ve görücü usulü evliliklerde doğal seleksiyon olan "çirkinin evde kalması" durumu söz konusu değildir.
karadeniz rumları: çoğunlukla uzun suratlı ve şekilsiz burunlu kişilerden oluşur. anadolu ve orta asya ırklarına göre vücut orantıları daha düzgündür ve baskın genetiğe sahiptirler. bu yüzden karadeniz halkı dışarıdan göç alsa bile anatomik yapısını çok kaybetmez.
balkan türkleri: bahse konu ırkların en düzgünüdür. diğer ırklara göre daha iyi vücut orantılarına sahiptir ve deri renkleri diğerlerinden özellikle de orta asya ve arap kökenli olanlardan daha açıktır.

yani anlayacağınız türk erkeğinin çirkinlik kavramından kurtulabilmesi için döllenmeyi de hesaba katarsak; slav ırkı ile çiftleşmesi gerekmektedir.
velhasılı (bkz: türk kızları gitsin rus kızları gelsin)
bir 40, 45 yıl müsade edin, asıl problemin kimde olduğunu size göstereyim.
#3587
pop art, 1950'lerde, özellikle abd ve ingiltere'de soyut dışavurumculuğa tepki gösteren genç sanatçıların 1960'larda bir akım haline getirdikleri sanat türüdür. ingiltere ve abd'de değişik koşullarda ve birbirinden bağımsız olarak ortaya çıkmıştır. rengarenk marilyn monroe yüzleri, üst üste dizilmiş coca cola şişeleri ve tabii ki andy warhol… 1950’lerde hayatımıza giren pop art, hala popülaritesini sürdürüyor ve günlük yaşamda da sık sık karşımıza çıkıyor. malzemesini gündelik nesnelerden alan, hayatı bir anlamda hammadde gibi işleyen pop art sanatı, adı üstünde popüler olanın sanata dönüşmesini ifade ediyor. pop art denildiğinde birçoğumuzun aklına gelen ilk isim ise kuşkusuz andy warhol. oysa ıı. dünya savaşı’nın bitiminden sonra, tüketimi çekici hale getirmek için ortaya çıkan reklamların ve renkli afişlerin getirisi olarak ortaya çıkan pop art sanatı’nın tarihi çok daha eskilere dayanıyor. iskoç sanatçı ve illüstratör eduardo paolozzi’nin 1947 yılında çizdiği pin-up kız çalışması, aslında bu akımın ilk öncüsü olarak kabul ediliyor. allah'ın cezası bir akımdır. kısaca özetlemek gerekirse; hani kırmızı bandanalı, kolunu dirsek içinden kavrayan, mavi gömlekli, siyah saçlı bir kadın var ya, sarı arka plana sahip hani özellikle dünya kadınlar gününde paylaşılır, işte o mesela pop-art. kahrolası pop-art.
#3586
1898-1908 yılları arasında henri matisse tarafından fransa'da geliştirilen bir sanat akımıdır. en önemli özelliği, tüpten çıkmış gibi çiğ ve bağıran renklerin doğrudan kullanımıdır. resimde özgür komposizyonlar olusturulmustur.
duyguların dısa vurulmasında ara renkler bir yana bırakılarak, daha cok saf ve göze batan renkler kullanılmıs ve bunlar genis yüzeyler halinde boyanmıstır.
yüzeysel anlatım, renk ve konturlar resmin asıl ögeleri olmus, derinlige yer verilmemistir.
fovist resim, sok etkisi yapan renklere, özgürce olusturulan komposizyonlara ve resim yüklenen anlatıma dayanır. tuval üzerine sürülmüş dogrudan renkler, bozuk perspektif gelenleri şaşırtmıştır. sergide bulunan bir eleştirmen bu gruba fauve (vahşi hayvan) adını takmıştır. akım adını buradan alır.
#3585
ekspresyonizm (dışavurumculuk), doğanın olduğu gibi temsili yerine, duyguların ve iç dünyanın ön plana çıkarıldığı 20. yüzyıl sanat akımıdır. bu akımı “insanların en gizli yönlerini açığa vuran bir anlatım” olarak açıklayabiliriz. zaten “ekspresyon” fransızcada “anlatım” anlamına gelmektedir. ekspresyonizme göre şairin görevi dış dünyanın anlamsızlığına. ruhsuzluğuna süretii bir atılışla anlam kazandırmaktır. iyi bir sanatçı, bir nesneyi bütün somut ilişkilerinden ayırmak, onu çıplak ve yalnız olarak, bireysel zihnin katışıksız bir ürünü olarak incelemek durumundadır. sanatçının kendi öz sezişini anlatım olarak adlandırılan ekspresyonizmi ilk olarak almanlar kullanmıştır. ı. dünya savaşı ndan sonra özellikle alman resim ve sinemasında uygulanmıştır. vincent van gogh bu akımın öncüsü kabul edilir. herwarth waiden, strindberg de bu akımın temsilcilerindendir. dışavurumculuk olarak da adlandırılan bu akım, empresyonizme kaşıdır. empresyonizmde olduğu gibi dış dünyadaki izlenimleri aktarmak değil, insanın iç dünyasında doğan duyguları anlatmayı amaçlamıştır.
insanın iç dünyasına ait duygularını, yani ruhsal durumlarını anlatmak esastır.
ekspresyonistler, kendi iç dünyalarına yöneldiklerinden iç gözleme büyük önem vermişlerdir.
ekpresyonistler, bir nesneyi bütün somut ilişkilerinden ayırmak, onu çıplak ve yalnız olarak bireysel zihnin katışıksız bir ürünü olarak değerlendirmek istemişlerdir.
dış âlemin anlamsızlığına, ruh ve anlam kazandırmayı düşünmüşlerdir.
ekspresyonistler, sanatçının görevinin, insanın öz derinliğine inmek olduğunu ve özün kavranması için de aklın kontrolünde olmamak gerektiğini belirtmişlerdir.
bu edebiyat akımında çelişmelerin ruhsal durumu, bozguncu renkler, garip biçimlerle haykırışlar yer alır.
bozulmuş çizgi ve şekiller, abartı renkleri ile duygusal bir iz bırakmayı hedefler.
ekspresyonist bir sanat eserini yorumlarken çizgilerin, renklerin kullanımına dikkat edilmelidir. sivri ve keskin çizgiler, kırmızı ve tonları öfkeyi ön plana çıkarırken, dairesel oluşumlar, mavi ve tonları daha çok sakinliği vurgular.
#3523
beni hatırla dememe rağmen, alzheimer numarası yapan ve her defasında parola girmemi isteyen sözlük. vallahi yüzsüzlük etmeyecek olsam darılacağım.
#3510
the pursuit of happyness
#3509
19.yüzyılın sonlarında fransa’da doğmuştur. önce resimde, sonra da edebiyatla etkisini göstermiştir. dış dünyanın sanatçıda bıraktığı izlenimleri anlamayı amaçlamıştır. onlara göre sanatçı, dünyayı olduğu gibi anlatamaz. ancak hayallerle süslenmiş izlenimler yardımıyla anlatıiabilir. sembolizmin uzantısı sayabileceğimiz empreyonizm, “sanat için sanat” anlayışını benim­semiştir. sanatçılar, ölçü ve uyağa önem verme­miştir. onlara göre gerçek, kişisel izlenimlere göre değişir. bu izlenimler de göreceli, yani sanatçıdan sanatçıya değişebilen niteliktedir.
19. yüzyılın sonlarında fransa’da ortaya çıkan, oradan diğer ülkelere yayılan, dış dünyanın sanatçıda bıraktığı izlenimleri yansıtmayı amaçlayan akıma empresyonizm akımı (izlenimcilik) denir.
empresyonizm, önce resimde, sonra edebiyatta etkili olmuş bir akımdır. empresyonist sanatçılar dış dünyayı olduğu gibi değil de algıladıkları biçimde anlatmayı amaçlamışlar, öznelliği benimsemişlerdir. onlara göre, bu dünya sanatçılara heyecan ve ruhi dalgalanmalar veren bir uyarıcıdır. sanatçının görevi, duyduğu heyecanı, ruhi dalgalanmaları dile getirmek olmalıdır.
edebiyat eleştirmeni k. haedens’e göre, empresyonist şiirlerde sözcükler, yepyeni biçimlerde birleşir, bir “fosfor ışığı” içinde yıkanırlar.
empresyonist şairler, şiirde biçime, kafiyeye önem vermezler. “sanat için sanat” anlayışını benimseyerek, edebiyatın toplumsal bir görevi üstlenmesine karşı çıkarlar.
empresyonizm, sembolizm akımının özelliklerini taşıyan bir akım olarak değerlendirilebilir. sembolizm akımı içinde yer alan bazı şairler, emprosyonizmin de temsilcileri olmuşlardır.
bu akım en çok resimde etkili olmuştur. edebiyatta geliştiği başlıca türler şiir ve tiyatrodur.
#3508
1839 yılında ortaya çıkan bu akım; akademilerdeki saygın resim yapıtlarına, saygın insanları, dini konuları, saray ve saray yaşantılarını, seçkin kişilerin portrelerini ve doğayı olduğundan daha güzel göstererek güzel manzaraların işlenmesi gelenegine karşı çıkar. konu ve üslup bakımından yaşamı ve doğayı olduğu gibi yansıtma, biçimleme anlayışı ile toplumun yaşamını gerçek boyutlarıyla ortaya seren realizm anlayışı içinde, doğadaki oranlar, plastik değerler, renk ve ışık değerleri aynen yansıtılmaya çalışılır.
#3499
18. yüzyılda klasik geleneğin yetkinliğe götüren bir klavuz olduğu inancı yitirilmişti. üslup konusunun giderek ön plana çıkması ve sanatın bir kendini açıklama sorunu olduğu yolundaki yeni görüş, sanatçının kendi içdürtüsünü bulmasını ve bunu sanatının konusuyla ve üslubuyla açıklamasını gündeme getirdi. bu süreci romantizm denilen dönem izler.
romantizm, 1790’dan 1850’ye kadar edebiyat, sanat ve felsefede köklü değişikliklerin meydana geldiği bir dönemdir. romantizm, insanın yaratma özgürlüğü önündeki her şeye karşı durur. "en iyi kural, kuralsızlıktır." diyen romantikler, insanın duygularını ve düş gücünü hayata geçirmesinin gerekliliğini savunur. kendisinden önceki klasizme bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. önce ön-romantizm dönemi denilen gelişmeler yaşanmıştır. bu gelişmelerin en önemlisi, halkın beğenisinin klasizmin görkemli, katı, soylu, idealize edilmiş ve yüce anlatım biçiminden, daha yalın ve içten ve doğal anlatım biçimlerine kaymış olmasıydı.
romantizm, klasizmin düzenlilik, uyumluluk, dengelilik, akılcılık ve idealleştirme gibi özelliklerine bir başkaldırı niteliğindedir. romantizm, doğduğu çağın akılcılığı ve maddeciliğine tepki olarak bireye, öznelliğe, akıl dışılığa, düş gücüne, kişiselliğe, kendiliğindenciliğe ve aşkınlığa, yani sınırları zorlayıp geçmeye önem verir. tarihsel olarak bu dönemde gelişen orta soylu sınıfın, yani burjuvazinin duygu, düşünce ve yaşam tarzını ön plana çıkarır. soyluların zarif sanat biçimlerini yapay ve aşırı incelikli bulan bu yeni sınıf, duygusal açıdan kendisine yakın hissettiği daha gerçekçi sanat biçimlerinden yanaydı. böylece romantizm gelişme ve yaygınlaşma şansı buldu.
klasik anlayıştan yavaş yavaş vazgeçilmiş ise de klasik sanatın dili geçerliliğini koruyor klasikçiliğin yerini alabilecek daha başka sanat biçimleri ise gene yavaş yavaş ve başvuru olmaya değer seçenekler bulabildikleri ölçüde deneniyordu.
#3496
çeşitli vpn uygulamaları ile giriş sağlanabilen, dünyanın en büyük interaktif ansiklopedisi.
bazen belli başlı partilerin yandaşlarının popüler vpn uygulamalarının hissedarları olduklarına düşünmüyor değilim. yoksa bu denli kısıtlama ve vpn uygulamalarına karşı bu denli göz kapama mümkün değil.
#3494
çok değil bir, iki yıl önce sözleşmesi uzatılıp satılan felipe melo'yu düşünürsek, satılması ya da takımdan gönderilmesi hala mümkündür.
bu nedenle klasik tabirle ''sandıklarınızı bırakmayın, netleşmiş bir şey yok''
123sonrakison